Remzi Oto

Remzi Oto

Feyzullah El Ensari Kimdir? Bitlis İçin Önemi Nedir?
mail

remzi.oto@yahoo.com

Feyzullah El Ensari Kimdir? Bitlis İçin Önemi Nedir?

Değerli okuyucularım, bu makalemde sizlerin bildiği veya bilmediği, çok önemli bir manevi şahsiyeti gündeme taşımak istiyorum. Bilindiği üzere, Hz. Muhammed (SAV) Medine’ye hicretinde bütün Müslümanlar Peygamberimizi kendi evlerinde misafir etmek istiyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz devesini serbest bırakmış ve Kusva adlı deve Ebu Eyyüb El Ensari’nin (RA) evinin önündeki yerde çökmüş. Hz. Muhammed (SAV) devesinden indikten sonra, “Akrabalarımdan kimin evi buraya yakın?” diye sorduğunda, “Benim evim daha yakındır.” diyerek, Peygamber Efendimizi 7 ay evinde misafir eden Neccaroğullarından Ebu Eyyüb El Ensari (RA), İslam alemi için çok önemli şahsiyetlerden biridir. Bitlis’te türbesi bulunan Feyzullah El Ensari(RA) ise, Ebu Eyyüb El Ensari’nin (RA) küçük kardeşidir. Peygamberimizin Medine’deki misafirliği sırasında, Feyzullah El Ensari’nin (RA) 22 yaşlarında olduğu tahmin edilmektedir.

Feyzullah El Ensari (RA), Hz. Ömer (RA) döneminde Anadolu’nun fethi için görevlendirilen İyazbin Ganem (RA) komutasındaki İslam ordusunun sancaktarıdır. İyaz bin Ganem (RA) komutasındaki İslam ordusu Halid bin Velid (RA) komutasındaki İslam ordusuna yardım için Diyarbakır’a gelir, fetihten sonra İslam ordusu doğuya doğru hareket ederek Silvan alınır ve daha sonra, Bitlis kuşatma altına alınır. Bitlis’in kuşatması sırasında Feyzullah El Ensari (RA), (641 yılında) yaralanır ve hastane olarak kullanılan binada şehit düşerek, bugünkü bulunduğu yere defnedilir. Feyzullah El Ensari (RA) şehadeti sırasında kırk küsur yaşlarındadır ve çok fazla tanınmamasının sebebi, öncelikle genç yaşta şehit düşmüş olmasının yanında, dünyanın en fazla ziyaretçisi olan abisi Ebu Eyyüb El Ensari’nin (RA) gölgesinde kalmış olmasındandır.

Feyzullah El Ensari (RA) Neccar kabilesindendir. Neccaroğulları ile Hz. Peygamber (SAV) arasında soy bağı mevcuttur. Abdülmutalibb. Haşim’in annesi, Adi b.Neccar’ın neslinden Selma bintAmr idi, dolayısıyla bu kabile mensupları peygamberimizin dayılarıdır. Hz.Peygamberin (SAV) babası Abdullah, Medine’de dayısı Beni Adiy bin. Neccarın yanında ve yurdunda hastalanıp bir ay hasta yattıktan sonra orada vefat etmiştir. Hz. Muhammed (SAV) de altı yaşında iken annesi ile birlikte Neccaroğullarının yanında bir ay kalmıştır. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra, Neccaroğulları bütün Müslümanları müşriklerden korumuş, bundan dolayı Kur’anı-ı Kerim’de Allah (CC) onları “Ensar” olarak isimlendirmiştir.

Peygamber efendimiz ile Mekke’de tanışıp İslamiyet’i kabul eden, Neccaroğullarından Es’adİbn-i Zürare (RA), ki İslamiyet’te ilk defa Cuma namazının kılınmasına vesile olmuş ve daha sonra devamlı olarak kılınması emredilmiştir. Es’adİbn-i Zürare (RA) Mekke’de Müslüman olduktan sonra, peygamberimiz tarafından dayıları olan Neccar kabilesinin temsilciliğine tayin edilmiştir. Hicretin ilk yılında vefat eden ve Peygamberimizin dayı tarafı olan Es’adİbn-i Zürare (RA), Hz. Peygamber (SAV) tarafından cenazesi yıkanan, cenaze namazı ilk kıldırılan ve Ensar’dan Baki Mezarlığı’na ilk defnedilen sahabe unvanını almıştır. (Diyanet Dergisi, Mart 2007).

Bazı şehirlerde öyle önemli şahsiyetler vardır ki, bulunduğu şehrin kaderini değiştirecek ve o şehri her yönüyle inanılmaz derecede etkileyecek güce sahiptirler. Ancak, şehir veya şehirli bu önemli şahsiyetlerden ya bihaberdir ya da haberdar olduğu halde bu önemli şahsiyetlere yeterince önem vermemekte veya sahip çıkmamaktadır. Düşünün ki, yıllar önce küçücük bir köy olan Veysel Karani, 1994 yılından bu yana belde belediyesi olmuş, bugün sahip olduğu ekonomik ve nüfus seviyesine ise, Veysel Karani hazretlerinin türbesinin beldede olması sayesinde ulaşmıştır. Yine aynı şekilde, Mevlana Celaleddin Rumi’nin Konya’ya ve Hacı Bayram Velinin Ankara’ya hem manevi hem de maddi yönden katkılarının ne kadar çok olduğu tartışılamaz.

Öte yandan, Bitlis’te türbesi bulunan Feyzullah El Ensari’ye (RA) baktığımızda, İslam ordusunun sancaktarı, sahabe, Ebu Eyyüb El Ensari’nin (RA) küçük kardeşi ve Hz. Peygamber (SAV) dayıları olmasına rağmen, içinde bulunduğu durum tarif edilemeyecek derecede kötü ve içler açısıdır. İstanbul’da türbesi bulunan Ebu Eyyüb El Ensari’yi (RA) her yıl milyonlarca insan ziyaret ederken, maalesef Bitlis’te türbesi bulunan küçük kardeşi Feyzullah El Ensari’ye (RA) ne yöre halkı tarafından sahip çıkılmakta ne de hak ettiği ilgiyi görebilmektedir. Kaldı ki, Feyzullah El Ensari (RA) Bitlis ve Türkiye’de bulunan ve yukarıda bahsettiğimiz veli ve alimler ile kıyaslanamayacak derecede de önemli bir İslami şahsiyet olmasına rağmen, türbesi adeta kaderine terkedilmiş, bulunduğu yer ve çevresi harap olmuş, alt tarafta akan çay, atılan çöpler nedeniyle berbat bir şekilde koku yaymakta, insanlar vefat eden yakınlarını kendi kafalarına göre sağa sola defnetmiş, her ziyaretimizde türbenin içler acısı hali içimizdeki hüznü ve üzüntüyü kat be kat artırmaktadır.

Feyzullah El Ensari’nin (RA) bulunduğu yerin camisine Alemdar Camisi ismi verilmiş (her ne kadar Alemdar-nişancı demek olsa da), acaba bu isim Feyzullah El Ensari’yi (RA) ne kadar çağrıştırmakta veya çevredeki insanlara sorulsa kaç kişi bu ismin ne anlama geldiğini bilmektedir. Caminin dış duvarına, üzerinde sadece Feyzullah El Ensari (RA) yazılan bir levha asılmış, peki bu şahıs kimdir? Nedir? Hakkında hiçbir bilgiye de yer verilmemiştir.

Bu nedenle, Feyzullah El Ensari’nin (RA) bulunduğu cami ve türbesinin çok acil olarak ele alınıp yeniden inşa edilmesi, sözkonusu camiye isminin verilmesi, inşa edilecek alana diğer sahabe mezarları (rivayete göre kuşatmada 40 sahabenin şehit düştüğü ve çayın kenarındaki taş mezarların onlara ait olduğu) ile evliyaların türbelerinin yanında eski garajın bulunduğu alanın da yapılacak yeni projeye dahil edilmesi ve bu şekilde çevre düzenlemesinin baştan aşağı tekrardan dizayn edilmesi, sahip çıkılması ve iyi bir tanıtımın yapılması gerekmektedir. Hem ekonomik olarak hem de manevi olarak Bitlis için büyük bir önem arz eden bu projenin biran önce hayata geçirilmesi önem arz etmektedir. Bitlis’in gelişmesi, kalkınması ve hakettiği yere gelmesindeki temel unsur ve kurtuluş, Bitlis’in ancak maneviyatına ve sahip olduğu manevi şahsiyetlerine sahip çıkması, gereken önemi ve değeri vermesi ile mümkün olacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.